"Çocuğumuz, sabahtan gece uyuyana kadar devamlı hareket halinde. Hiperaktif olmasından korkuyorum, ancak eşim 'o sadece çocuk' diyor. Kim haklı?"
Martım
martim.org
Kurumumuza getirilen çocuk, önce özel eğitimci, psikolog, çocuk gelişimi uzmanı gibi profesyoneller tarafından değerlendirilir. Bu değerlendirme sonunda ne tür eğitim uygulanacağı belirlenerek "Bireyselleştirilmiş" Eğitim Programına alınır.
Sorular - Cevaplar
1- Otizmde erken tanının önemi nedir?
Erken tanı özel eğitimin bir an önce başlaması açısından önemlidir. Çünkü henüz öğrenme çağında olup eğitimsel açıdan potansiyel taşıyan küçük çocuklar eğitimin sonuçlarından daha fazla yarar görür. Uzmanlar ve araştırmacılar çocuk gelişindeki bu kritik yaşlardan sonra büyük bir değişme olamayacağını saptamışlardır. Hatta bu çocukların normal çocuklar gibi kendi kendilerine yeterli öğrenme teknikleri geliştirmedikleri için bir süre sonra mevcut öğrenme potansiyellerini de kaybettikleri görülmüştür. Normal bir çocuk kendiliğinden veya çevreden sınırlı bir yardımla gelişimini aktif şekilde yürütebilirken otistik çocuk sürekli yardıma ihtiyaç duyduğu için özel eğitime bir an önce başlanmalıdır. Bir çok araştırmacı erken yaştaki müdahalenin özellikle dil gelişiminde ve sosyal davranışlarda geliştirici olduğu konusunda hemfikirdir.
2- Otizm bir hastalık mıdır? Sendrom mudur?
Otizm yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden gelişimsel bir bozukluktur. Otistik çocuklarda iletişim ve sosyal etkileşim yetileri bozukluk gösterir., gelişimde bir uyumsuzluk ortaya çıkar.Bu çocuklar müzik ya da matematik gibi alanlarda yetenekli olabilirken günlük yaşamla ilgili basit becerilerde ciddi eksiklik gösterirler.Otistik çocukları tanımak için kullanılan bir çok davranış özelliği vardır ama genellikle hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü bulunmaz ve çoğu zamanda hepsi aynı anda görülmez.
Otizm, bir hastalık değil gelişimsel bir sendrom olarak tanımlanır.
3- Öğrenme güçlüğü nedir?
Çocuğun IQ düzeyi normal olduğu halde, akademik başarısının yeterli olmaması ve gelişim örüntülerindeki dengesizliğin olması, öğrenme güçlüğünün temel özelliğini oluşturur. Öğrenme güçlüğü açık olmayan psikolojik ve nörolojik etmenler sonucunda, çocuğun akademik konularda, sözlü ifade ve lisan becerilerinde ve zihinsel işlerin bir veya birkaçında gelişimin yetersiz olmasıdır.
Öğrenme Güçlüğü Özellikleri;
1- Çalışma becerilerini (metakognisyon) kullanma yetersizliği
2- Algısal problemler
3- Genel eşgüdüm problemleri
4- Dikkat bozuklulukları
5- Hafıza problemleri
6- Sosyal uyum problemleri.
4- Hiperaktivite sadece aşırı hareketlilik midir?
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
Bu bozuklukta dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik ön planda ve hemen her zaman bulunan belirtiler olduğu için Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (Attention Deficit Hyper-activity disorder) tanı başlığı kullanılmaktadır. Bu bozukluğun en temel belirtileri;
- dikkat eksikliği
- aşırı hareketlilik
- dürtüsellik (impulsıvity)
bu üç belirti her çocukta değişik oranlarda görülebilir.
5- Down sendromu nedir?
DOWN SENDROMU
Hafif il çok şiddetli arasında değişebilen zeka geriliği, oval şekilli gözler, aşırı büyük bir dil ve kısa bir boyunla karakterize belirtilerin görüldüğü bir rahatsızlıktır. Down Sendromlu çocukların kafalarını arkası düzdür, kulakları küçüktür, elleri kısa ve geniştir, boyları kısadır, kas tonusları zayıftır. Olguların %95’inde anneden ya da babadan gelen fazladan bir kromozom vardır, bu nedenle çocuktaki kromozom sayısı 46 değil 47’dir. Fazladan kromozom 21. kromozom olduğu için hastalığın şekli trizomi 21 olarak adlandırılır.
Doğum öncesi tanı mümkündür. Down sendromlu çocukların çoğunun birçok becerisi vardır. Özel eğitime ne kadar erken başlanırsa bu beceriler o kadar gelişir. Bu çocukların sadece %8-10’unda ileri derecede zeka geriliği görülür. Bir çoğu okula gidebilir, bazıları bağımsız olarak yaşayabilir, çalışabilir.
6- Kaynaştırma eğitimi nedir? Kimler yararlanır?
Kaynaştırma eğitimi, özel eğitim gerektiren bireylerin yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmi ve özel okul öncesi ilköğretim, ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan, destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı eğitim uygulamalarıdır.
Kaynaştırma uygulamalarına devam edecek öğrencilerin birden fazla yetersizliğinin olmamasına, erken yaşta tanılanmış, ailesinin işbirliğine açık ve eğitim almaya yatkın, cihaz kullanması gereken bireylerin mutlaka cihazlandırılmış, zihinsel öğrenme yetersizliği olan öğrencilerin hafif ve orta düzeyde zihinsel yetersizliği olmasına dikkat edilir.
7- sürekli eğitim nedir?
Sürekli eğitim özel eğitim alan birey için kurum tarafından hazırlanan eğitim programının dışında, yapılandırılmamış ortamlarda da bireyin uygun uyaranlarla karşılaşma fırsatının verilmesidir. Örneğin; okulda el yıkama becerisini kazanma çalışması yapılıyorsa evde de mutlaka yemek öncesi ve sonrasında, el yıkama becerisinin çalışılması gerekmektedir. Ya da kırmızı rengi tanıma çalışmaları yapılıyorsa eve giderken veya evde kırmızı olan nesnelerin gösterilmesi sürekli eğitim açısından önem kazanır. Eğitimci aileye gün içinde nasıl fırsat yaratacağı ya da fırsatları nasıl değerlendireceği konusunda yönlendirmelidir.
Bu açıdan baktığımızda yapılandırılmamış ev ortamında da bu fırsatları sağlamak için eğitimci ve aile işbirliği son derece önemlidir.
8- Çocuğum ne zaman konuşmaya başlar?
Konuşma iletişim becerilerinin sadece bir parçasıdır. Konuşma becerisini henüz kazanmamış çocuk iletişim kurmak amacı ile bağırma, işaret etme, çekiştirme vb. yöntemler kullanır.
Çocuğun konuşma becerisini kazanması için bir takım beceri basamaklarını tamamlaması gerekir. Bu basamaklar göz kontağı kurma (konuşan kişinin yüzüne bakması), istediği neneyi işaret etme, bekleme (karşıdaki kişi konuşurken beklemesi), yönergelere uyma ( iletişime etkin bir şekilde katılma) diye sıralayabileceğimiz öğrenmeye hazırlık becerileridir. Daha sonra bilişsel ve alıcı dil gelişimi alanlarını kapsayan etrafındaki tüm nesneleri eşleme ve tanıma becerilerini kazandırılması gerekir. Son aşamada ise tanıdığı bu nesneleri tanımlama yani ifade etme becerileri kazandırılır.
Atlanılmaması gereken nokta çocuğa dilin bir iletişim aracı olduğunu fark ettirmek ve dışardan komut almadan dile gereksinim duymasını sağlamaktır. Çocuk bütün sözcükleri ilk başta çok net olarak çıkaramayacağından ve kendi sesine yabancı olduğundan çekingen davranabilir. Bildiği iletişim yöntemlerini kullanmaya devam edebilir. Bu nedenle bu yüz egzersizleri ve ses çıkarma çalışmaları yapılarak ve çalışmalar esnasında pekiştireçlerle ödüllendirilerek çocuğun kendine güven kazanması ve dili bir iletişim haline getirmesi sağlanabilir.
9 – DAVRANIŞ PROBLEMİ NEDİR? NASIL BAŞA ÇIKABİLİRİZ?
Problem davranış çocuğun kendisine ve çevresine zarar veren, öğrenmesini engelleyen ve toplum kabulünü olumsuz olarak etkileyen davranışlardır. (Örneğin; vurma, tükürme, yalan söyleme, vb.)
Çocuklar 4 nedenle problem davranış gösterirler.
1. Dikkat çekmek için,
2. İletişim kurmak için,
3. Model olarak gördüğü için,
4. İstenmeyen bir durumdan kaçınmak için.
Çocuğun problem davranışı gösterme nedeni saptandıktan sonra bu davranışı engelleyici çevresel düzenlemelere ve davranış değiştirme yöntemlerine karar verilir. Bu kararı verirken çocuğun bu davranışı nerede, hangi sıklıkla ve hangi kişilere gösterdiği de belirlenmelidir.
Örneğin çocuk dikkat çekmek için başını sandalyenin arkasına vuruyorsa çevresel düzenleme olarak sandalyenin arkasına yerleştirilecek yumuşak bir yastıkla çevre düzenlemesi yapılırken aynı zamanda görmezden gelme yöntemi ile çocuğun bu davranışla dikkat çekemeyeceği mesajı verilir. Böylelikle hem çocuğun kendisine zarar vermesi hem de bu davranışla çektiği dikkat ortadan kaldırılabilir. Ya da bir çocuk iletişim kurmak için vurma davranışı gösteriyorsa vurma davranışının alternatif davranış olan dokunma çocuğa öğretilip pekiştireçle ödüllendirilirse vurma davranışını zamanla azaltmak mümkün olabilir.
Problem davranışla baş etmede kullanılan yöntemin işe yaraması için tutarlı olarak uygulanması, çocuğun ilişkide olduğu kişilerin de belirlenen yönteme uymaları için gerekli yönlendirmelerin yapılması son derece önemlidir.
10- Tuvalet becerisini ne zaman kazanır?
Tuvalet eğitimi, çocuğun kendi başına tuvaletini yapabilmesi; çocuğunuzun kazanması gereken en önemli becerilerdendir. Tuvalet eğitiminin kazanılması için çocuğunuzun bu beceriyi kazanmasına ön koşul olan becerilerin olup olmadığının saptanması gerekir.
Eğer çocuğunuz;
¨ “gel, ver” gibi basit yönergelere uyuyorsa,
¨ Sandalyede 3-5 dakika oturabiliyorsa,
¨ İki tuvalete gitme arasında en az 45 dakika varsa çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır demektir.
11- düz yazı mı eğik yazı mı?
2005-2006 eğitim öğretim yılı itibariyle Milli Eğitim Programında olan değişiklik nedeniyle bitişik eğik yazı tüm sınıflarda zorunlu hale getirildi. Bu nedenle çocuklarımızın sınıf ortamına uyumunu sağlamak amacıyla bitişik eğik yazı kullanılmaktadır. Ancak uzman kişiler tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda bu yazı stilini yapamayacak olan çocuklarda dik temel harfler kullanılmaktadır.
ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON HİZM. LTD ŞTİ.Email: info@martim.org |
||
|
No:5 Bakırköy/İstanbul |
|
|

ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON HİZM. LTD ŞTİ.